MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sürpriz çıkışıyla gündeme gelen açılım sürecine dair yeni gelişmeler ortaya çıkmaya başladı. Sürecin odak noktası, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın açıklamaları olurken, AK Parti’nin süreci yönetecek ekibi de görünür hale geliyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temkinli yaklaşımının ardından, sürece ilk doğrudan destek veren isim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan oldu. Fidan, “Savaş alanında bir askerin ortaya koyacağı en büyük şey ne ise Sayın Bahçeli’nin de ortaya koyduğu tavır budur. Asıl milliyetçilik bu” diyerek, Bahçeli’nin inisiyatifine hükümet kanadından güçlü bir destek sundu.
Kim, Hangi Adımları Yönetecek?
“PKK’nın silah bırakmayı kabul etmesi durumunda atılacak adımları kim yönetecek?” sorusunun yanıtı da netleşmeye başladı. AK Parti kulislerinde konuşulanlara göre, sürecin yönetiminde önemli isimler yer alacak. Daha önce çözüm sürecinde de aktif rol oynayan AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, bu sürecin kritik aktörlerinden biri olacak. Bunun yanı sıra AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik de sürecin yönetiminde etkin olacak isimler arasında.
Bakanlar düzeyinde ise Adalet, Milli Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları sürecin ilgili adımlarını yönetecek. MİT’in ise başından itibaren sürecin içinde olduğu biliniyor.
Bu sürecin kritikliği, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın son açıklamalarında da kendini gösterdi. Bakırhan, sürecin sadece PKK’nın silah bırakmasıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Silah bırakma çağrısı yapıldıktan sonra hükümet hangi adımları atacak? Yol haritası nedir? Silahı bırakan ne yapacak, nereye gidecek, ailesine kavuşacak mı? Siyasi tutsaklara ne olacak? Ana dilde eğitim ne olacak? Yerel yönetimler, kayyumlar ne olacak?” gibi kritik sorular sordu.
2015’te Yarım Kalan Sürecin Devamı mı?
2015’te tamamlanamayan çözüm sürecine benzer bir yol haritası oluşturulması gerektiği ifade ediliyor. O dönemde hükümet içinde, vatansız Kürtlere kimlik verilmesi gibi taslak çalışmalar yapıldığı biliniyordu. Şimdi, olası bir sürecin başarıyla yürütülebilmesi için “devasa bir plan” gerektiği belirtiliyor.
AK Parti içinde, Erdoğan’ın sürecin biraz dışında ve üstünde durmasının stratejik bir tercih olduğu konuşuluyor. Parti yetkilileri bunu “temkinli iyimserlik” olarak nitelendiriyor.
PKK’nın Tutumu Belirleyici Olacak
PKK’nın Abdullah Öcalan’ın açıklamalarına nasıl yanıt vereceği en çok merak edilen konular arasında. Aktarılan bilgilere göre, DEM heyetinin İmralı ziyaretleri sırasında PKK üst yönetimi Kürt medya organlarına takma isimlerle açıklamalar yaparak, Öcalan’ın sürece yönelik tavrının belirleyici olacağını vurguladı.
PKK’nın iç yapısı içinde bazı grupların sessiz kaldığı, süreci Öcalan’a yakın ekiplerin yönlendirdiği belirtiliyor. Örgüt içinde, silahlı mücadelenin sona ermesi gerektiğine dair görüşlerin güçlendiği, hem Türkiye hem de Suriye’deki temsilcilerin Kuzey Irak’taki temaslarının da bu konuyu içerdiği ifade ediliyor.
Çelişkiler ve İktidar Dengesi
Bu süreçte en büyük soru işaretlerinden biri, açılım sürecinin belediyelere kayyum atanması ve siyasi tutuklamalar gibi sert adımlarla nasıl birlikte yürütüleceği konusu. AK Parti içinde de bu konuda farklı görüşler bulunuyor.
Bir kesim, sürecin bir “iktidarda kalma mücadelesi” olduğunu ve ne gerekiyorsa onun yapıldığını savunurken, bazıları ise süreçle mevcut politikaların çelişkili olduğunu düşünüyor.
Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar, sürecin hangi yönde ilerleyeceğini ve iktidarın nasıl bir yol haritası izleyeceğini netleştirecek.





