Doğum iznine ilişkin yeni düzenleme, çalışan annelere tanınan süreyi ve bu süreçte yapılan ödemeleri artırdı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilen düzenlemeye göre, memur ve işçi statüsündeki kadın çalışanlara toplam 24 hafta analık izni verilecek.
Yeni uygulamada annelere doğumdan önce 8, doğumdan sonra 16 hafta izin tanınacak. Sağlık durumu uygun olan çalışanlar, doktor raporuyla doğumdan önceki son 2 haftaya kadar çalışmayı tercih edebilecek. Ayrıca koruyucu aile olanlara da 10 gün izin hakkı getirildi.
İzin süresinin uzamasıyla birlikte ödenecek rapor paralarında da artış yaşandı. SGK’lı anneler için ödeme süresi 120 günden 168 güne çıkarıldı. Bu kapsamda en düşük ödeme yaklaşık 123 bin TL seviyesine yükselirken, maaşa göre bu tutar 130 bin TL ile 186 bin TL arasında değişebiliyor. Memur anneler ise doğum izni boyunca maaşlarını kesintisiz almaya devam edecek. Bu durumda yeni doğum yapan bir memurun toplam geliri yaklaşık 247 bin TL’yi buluyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yürütülen “İşgücü Piyasası ve Kadın İstihdamı Ekseninde Aile Dostu Politikalar” araştırması da doğum sonrası süreçlere ışık tuttu. SGK kayıtları üzerinden yapılan incelemede yaklaşık 1 milyon 398 bin kadının istihdam geçmişi analiz edildi.
Araştırmaya göre kadınların önemli bir bölümü doğum sonrası iş hayatına ara veriyor. İlk 6 ay içinde kadınların yaklaşık yüzde 40’ı işten ayrılırken, bu oran 12 ay sonunda yüzde 56’yı aşıyor. İşten ayrılma oranının özellikle küçük işletmelerde daha yüksek olduğu, büyük ölçekli firmalarda ise nispeten daha düşük kaldığı görüldü.
Buna karşın doğum sonrası iş hayatına dönüş oranı da dikkat çekici. Verilere göre kadınların yüzde 64’ü yeniden kayıtlı istihdama katılıyor. Ortalama işe dönüş süresi ise 13 ay civarında hesaplandı. Bu durum, doğum sonrası sürecin kalıcı bir kopuştan ziyade geçici bir ara olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırma, kadınların iş hayatına daha hızlı dönebilmesi için üç temel faktöre işaret ediyor: bakım hizmetlerine erişimin artırılması, gelir kaybının azaltılması ve işe dönüş sürecinin planlı şekilde desteklenmesi. Uzmanlara göre bu alanlarda yapılacak iyileştirmeler, hem kadın istihdamını hem de ekonomik üretkenliği artırma potansiyeli taşıyor.





