2021-2023 döneminde zirve yapan enflasyonun ardından Türkiye’de uygulanan sıkı para politikalarına rağmen küresel krizler fiyat istikrarını tehdit etmeye devam ediyor. Enerji fiyatlarındaki artış ve tedarik zinciri riskleri yeni bir enflasyon dalgası ihtimalini güçlendiriyor.
Enflasyonda düşüş var, riskler devam ediyor
2021-2023 yılları, Türkiye ekonomisinde enflasyonun zirve yaptığı ve fiyat istikrarının sağlanamadığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Faiz indirimleriyle başlayan süreç, Türk Lirası’ndaki değer kaybıyla birlikte fiyat artışlarını hızlandırdı.
Haziran 2023 itibarıyla ekonomi yönetiminde rasyonel politikalara dönüş yapılırken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası öncülüğünde enflasyonla mücadele süreci başlatıldı. Ancak deprem harcamalarının bütçe üzerindeki etkisi, sürecin beklenen hızda ilerlemesini zorlaştırdı.
Küresel gelişmeler süreci baskılıyor
Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler, enflasyonla mücadelede yeni zorlukları beraberinde getiriyor. İran-İsrail gerilimiyle artan enerji fiyatları, maliyetleri yukarı çekerken bu durum ürün fiyatlarına doğrudan yansıyor.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimler enerji tedarikini riske atarken, ithalata bağımlı ülkeler için yeni kriz ihtimallerini güçlendiriyor. Vietnam, Avustralya, Güney Kore ve Tayvan gibi üretim merkezlerinde yaşanabilecek aksaklıklar küresel arzı etkileyebilir.
Kızıldeniz’de artan güvenlik sorunları da ticaret rotalarını olumsuz etkileyerek maliyetleri artırıyor.
Merkez bankaları sıkılaşmaya yöneliyor
Yaşanan gelişmeler, küresel merkez bankalarını yeniden faiz artırımlarına yönlendirirken, enflasyon beklentileri başta Türkiye olmak üzere birçok ülke için yukarı yönlü revize ediliyor.
Türkiye için yeni risk: ikinci dalga
Küresel krizlerin derinleşmesi Türkiye’de enflasyonla mücadeleyi sekteye uğratabilir. Özellikle enerji ve tedarik kaynaklı şokların yeni fiyat artışlarına yol açabileceği değerlendiriliyor.
2026 yılında kamu bütçesindeki yaklaşık yüzde 29’luk artış da enflasyonla mücadelede ek bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor. Maliye politikasının para politikasına yeterince eşlik etmemesi, alınan önlemlerin etkisini sınırlayabilir.
Çözüm önerileri: yapısal adımlar öne çıkıyor
Ekonomistler, enflasyonla mücadelede sadece para politikası araçlarının yeterli olmadığını vurguluyor. Bu kapsamda:
– Kamuda verimlilik reformu
– Kamu harcamalarının kontrol altına alınması
– Tarım ve üretimde tekelleşmenin azaltılması
– KİT’lerin yeniden yapılandırılması
– Kamu istihdamında denge sağlanması
gibi yapısal adımların kritik öneme sahip olduğu ifade ediliyor.
Dezenflasyon için kritik eşik
Uluslararası kuruluşların 2026-2027 dönemi için enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize etmesi, mevcut risklerin ciddiyetini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, enflasyon oranlarında gerileme yaşansa da fiyat artışlarının sürdüğü bir dönemde, hızlı ve etkili adımlar atılmadığı takdirde yeni bir enflasyon dalgasının kaçınılmaz olabileceği değerlendiriliyor.





