İki yıldır Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı koltuğunda oturan Sayın İbrahim Yumaklı, aslında bu kurumun yabancısı değil. Daha önce bakan yardımcılığı görevinde de bulunmuş biri olarak, hem yapıyı hem işleyişi yakından bilen bir yönetici. Ancak bilgi ve deneyim her zaman dönüşümle sonuçlanmıyor. Bu yazı, Sayın Yumaklı’nın icraatlarına ve yapısal sorunlara dair eleştirel ama yapıcı bir değerlendirme yapmayı amaçlıyor.
Bürokratik Ağırbaşlılık: Sahanın Ruhuna Yabancı
Sayın Bakan’ın döneminde belki de en çok eleştirilen nokta, ilçe tarım müdürlüklerinin hâlâ “masa başı” odaklı işlemesi. Oysa tarım ve hayvancılık, doğası gereği sahada yeşerir. Traktörün çamuruna bulaşmamış, ahırın kokusunu içine çekmemiş bir kamu görevlisinin üreticiyle gerçek bağ kurması zordur. Müdürlükler sahada aktif olmalı; ama bu sahaya iniş ne talep odaklı olmalı ne de sadece dönemsel projelere indirgenmeli. Bu işin ruhu, arzu odaklı, kalıcı ve yerinden yürütülen bir hizmet anlayışı gerektirir.
Parçalanmış Dev Bir Organizma
Tarım ve Orman Bakanlığı, bağlı, ilgili ve ilişkili kurumlarla devasa bir yapıya dönüştü. Orman Genel Müdürlüğü, DSİ, TİGEM, TKDK, Tarım Kredi, TMO, TAGEM, Meteoroloji, Su Yönetimi… Liste uzayıp gidiyor. Fakat bu yapı artık kendi ağırlığını taşıyamaz hale geldi. Uygulamada kurumlar arası eşgüdüm zayıf, görev tanımları ise yer yer örtüşüyor, yer yer havada kalıyor. Önerimiz net: Bakanlık yeniden yapılandırılmalı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı yeniden ihdas edilmeli, uzmanlaşma artırılmalı. Tarım politikaları ise başlı başına bir strateji bakanlığı ciddiyetiyle ele alınmalı.
Kalkınma Yerelden Başlar
Tarımda sürdürülebilirlik için her bölgenin kendi potansiyeline uygun planlamaya ihtiyacı var. Yumaklı döneminde merkeziyetçilik biraz gevşetildi, fakat hâlâ Ankara’nın masasından sahayı “okuma” çabası baskın. Tarımda başarı, yerel kadroların inisiyatif almasıyla gelir. İlçe müdürlüklerinin sadece evrak takibi yapan değil, projeler geliştiren, üreticiyle birlikte toprağa dokunan bir yapıya kavuşması gerekiyor.
Sözde Dijitalleşme, Özde Hantal Sistemler
Son dönemde dijital tarım uygulamaları teşvik edilse de, sistemin hantallığı üreticiyi dijitalden çok uzaklaştırdı. Çiftçiye sunulan platformlar kullanıcı dostu değil, başvuru sistemleri ise hâlâ bürokrasi labirentinden çıkabilmiş değil. Dijitalleşme, teknolojik gösterişten öte sahici kolaylıklar sunmalı. Dijital tarım, yalnızca dron görüntüleriyle PR yapılacak bir mecra değil, gerçek veriyle planlama yapılacak bir sistem olmalı.
Sonuç: Yeni Bir Tarım Vizyonuna İhtiyaç Var
Sayın Yumaklı’nın iki yıllık bakanlık süresi; ne radikal hatalarla dolu, ne de devrimsel atılımlarla… Ancak ülkenin tarım ve hayvancılık sorunları o kadar yapısal ve köklü ki, bugünkü düz çizgi artık yetmiyor. Türkiye’nin gıda güvenliği, üretici refahı ve kırsal kalkınması için bakanlık sadece organizasyon değil, vizyon da değiştirmeli.
Tarım bir bakanlığa sığmaz. Bu iş, toprakla, üreticiyle, halkın sofrasıyla ilgili. Ve eğer bu büyük bakanlık hala masa etrafında çözüm aramaya devam ederse, çiftçinin umutları “hasat dışı” kalacaktır.







